|
   
Lâdikli Ahmed Ağa'nın Hz. Mevlâna ile olan ünsiyeti...>>>Beyit:
Açın Kapıyı Ben Geldim
MESNEVİDEN DAMLALAR

Ok Gibi Doğru Olsam,
Yayla Atarlar Beni.
Yay Gibi Eğri Olsam,
Elde Tutarlar Beni.
Doğruda aç Görmedim,
Eğride Tok.
Eğri Yay Elde Kalır,
MENZİL ALIR DOĞRU OK!
"Gül mevsimi geçince Gül kokusunu nereden alacaksın? Şüphesiz Gülsuyundan."
(Burada 'Gül'den murad Hz.Muhammed, Gülsuyundan murad ise O'nun Velileridir.
Dinle, bu ney nasıl şikayet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor. Diyor ki:
Beni kamışlıktan kestiklerinden beri
feryadımla kadın da ağlayıp inlemiştir, erkek de. Ayrılıktan parça parça olmuş
bir gönül isterim ki aşk ve özlem derdini anlatayım ona. Aslından uzak kalan
kişi buluşma zamanını arar durur. Ben her toplulukta ağladım, inledim. İyi
hallilerle de eş oldum, kötü hallilerle de. Herkes kendi zannınca dost oldu
bana. İçimdeki sırlarımı ise kimse aramadı. Benim sırrım, feryadımdan uzak
değil, fakat gözde, kulakta o ışık yok. Beden candan, can da bedenden gizli
değil; fakat kimseye canı görmeye izin yok. Ateştir neyin bu sesi, yel değil.
Kimde bu ateş yok ise, yok olsun o kişi. "Aşk ateşidir ki neye düştü, aşk
coskunluğudur ki şaraba düştü. Ney, bir dosttan ayrılana eştir, dosttur,
perdeleri perdemizi yırttı gitti. Ney kanlarla dolu bir yolun sözünü etmede.
Mecnun'un aşk hikayelerini anlatmada. Ney gibi bir zehri, ney gibi bir panzehiri
kim gördü? Ney gibi bir solukdaşı, bir hasret çekeni kim gördü? "Bu aklın
mahremi, akılsızdan başkası değildir, dile de kulaktan başka müşteri yoktur.
Gamımızla günler geçti, akşamlar oldu, günler yanışlarla yoldaş kesildi de yandı
gittiler. Günler geçip gitti ise, de ki: Geçin gidin, pervamız yok. Sen kal ey
dost, temizlikte sana benzer yok. Balıktan başka herkes suya yandı, rızkı
olmayanın da günü uzadıkça uzadı. Ham; pişkin, olgun kişinin halini hiç mi hiç
anlayamaz. Öyle ise sözü kısa kesmek gerek vesselam.
[ I, 1-18]
Herşey sevgilidir, aşıksa bir perde; diri
olan sevgilidir aşıksa bir ölü. Kimin aşka meyli yoksa kanatsız bir kuşa döner;
eyvahlar olsun ona. Sevgilimin ısığı önde, artta olmadıkça nasıl önü-ardı akıl
edeyim ben? Aşk bu sözün söylenmesini ister; ayna gammaz olmaz da ne olur?
Aynan, biliyor musun, neden gammaz değil? Yüzünden toz, pas silinmemiş,
arınmamış da ondan. [ I, 30-34 ]
Allah'tan edebi gözetmek için başarı
dileyelim: edepsiz, Allah'ın lütfundan mahrum kalmıştır.
[ I, 78 ]
Edepsiz, yalnız kendine kötülük etmez; bütün çevreye ateş salar. şu gök, edep
yüzünden ışıklarla dopdolu bir hale gelmiştir; melek edep yüzünden suçtan
arınmıştır, temiz olmuştur.
[ I, 79;91 ]
Ulu bir kişinin sofrası başında, ona karşı kötü zanda bulunmak, harisliğe
kalkışmak küfürdür.
[ I, 86 ]
Aşığın hastalığı, hastalıklardan apayrıdır; aşk, Allahın sırlarının
usturlabıdır. Aşk ister bu yandan olsun, ister o yandan; sonunda o yana
kılavuzdur bize. Aşkı anlatmak, bildirmek için, ne dersem diyeyim, asıl aşka
geldim mi, o sözlerden utanır-kalırım. Dilin anlatışı aydınlatır, aydınlatır
ama, dile düşmeyen, söze gelmeyen aşk, daha da aydındır.
[ I, 110-113 ]
Dile, özle; fakat ölçülü dile, özle; bir saman çöpü bir dağı kaldıramaz. Dünyayı
aydınlatan güneş, birazcık yaklaşsa herşey yanar-gider.
[ I, 140-1 ]
Gerçek söz verişleri, gönül kabullenir; geçici söz verişlerse insanı
tasalandırır. Büyüklerin söz verişleri, yürüyüp duran bir definedir; ehil
olmayanların söz verişleriyse akıp giden bir zahmettir, bir eziyettir.
[ I, 180-1 ]

Resmi
Bilgisayarınıza İndirin
ladikli ahmed hüdai , ladikli ahmet hüdai ,
ladikli ahmet ağa , ladikli ahmed ağa , hızır , Allah aşığı , Hak aşığı ,
ladikli ahmet ağa yardımlaşma ve dayanışma derneği , ladikli ahmet ağa dayanışma
ve yardımlaşma derneği , osman
karabulut , erhan kaya , mevlana , ladik , ahmet , hüdai , konya , konyalı ,
Muhammed , Allah , mevlana ve atatürk , mesnevi , divanı kebir , ahmed ağa ve
mevlana |