Anasayfa

ESERLERİ

Divân-ı KebirMesnevîMevlevîlik
 

-Hz. Mevlana’dan Çağlar Aşan Öğütler-
Başarı ve Mutluluk Yolunda
HİKMET DOLU 39 SÖZ 

  1. Gözde kıl büyük bir dağ kesilir.

  2. Yalnızlıktan ümitsizliğe düşünce, güneş gibi bir sevgilinin gölgesi altına gir.

  3. Kürk kışın işine yarar, baharın değil.

  4. Akıl başka bir akılla birleşti mi nur, nefis başka bir nefisle bir araya geldi mi karanlık artar.

  5. Bilgiyle uyumak uyanıklıktır. Vay bilgisizle oturan uyanık kişiye!

  6. Gül olmayınca bülbül sükut eder.

  7. Eğer körsen köre teklif yoktur. Değilsen yürü, sabır kurtuluşun anahtarıdır.

  8. Bir güzel peşine çirkini takıyorsa onunla alay ediyor demektir.

  9. Ektiğin dikeni gül bahçesinde arama!

  10. Sopa Musa’nın elinde doğruluğunu şahid oldu; sihirbazın elindeyse bir şeye yaramadı.

  11. Çarpık ayakkabı nasıl çarpık ayağa uyarsa, şeytanın afsün ve efsanesi de doğru olmayan gönüllere uyar.

  12. Rahmetim o ağlamalara bağlıdır. Kul ağladı mı rahmet denizi kabarıp dalgalanmaya başlar.

  13. Nice kişiler vardır ki, kükremiş aslangibi avını yemeden dünyadan gitmişlerdir.

  14. Sabır güzel hayallerle tatlılaşır. Çünkü herşeyden önce içinde bulunduğun sıkıntıdn kurtulma hayaline düşersin.

  15. Ben bu çalışıp çabalama dünyasında iyi huydan daha iyi bir ehliyet görmedim.

  16. Cömertlik gözden gelir, elden değil.

  17. Asa Musa’nın elinden su içti. Fir’avun’un salatanatını bir lokma etti.

  18. Alemde her hünerin fikirle kaim olduğunu bilmez misin?

  19. “Yarın yaparım!” deme. Nice yarınlar geçti. Ekin zamanı tamamiyle geçmesin, agah ol!

  20. Ne mutlu o çirkine ki, güzele eş ve arkadaş oldu. Vah eşi kış olan gül yüzlüye!

  21. Kara odun ateşe eş olur, karanlğı gider, baştan başa nur kesilir.

  22. Vücudunda hangi huy galipse, o huyun suretinde haşredilirsin.

  23. Madem ki hırsızlık yapıyorsun, bari latif bir inciyi çal! Madem ki hamallık ediyorsun yüce bir yük yüklen.

  24. Bir evin temelini atacakları vakit oradaki eski yapıları yıkarlar.

  25. Arı duru çıkarmak için önce yerden toprak çıkarırlar.

  26. Nerede bir dert varsa deva oraya gider. Su, nersei alçaksa oraya gider.

  27. Kurt nerden Yusuf’a aşık olacak?

  28. Yarasa güneşi görmez. Görüyorum dese dahi gördüğü güneş değildir.

  29. Biri buğday elde etmek için ekin ekerse, sonunda samanı da elde eder.

  30. Köpek bile alim olunca savaşta çevikleşir. Köpek bile arif olursa Eshab-ı Kehf’ten olur.

  31. Yıllardır yol yürüyoruz, yine de ilk konakta esiriz.

  32. Analara doğum sancısı tutmasa çocuk doğmaya hiçbir yol bulamaz.

  33. Güzel bir ağaç dalı kötü bir ağaca aşılansa, o güzellik kötü ağacın da tabiatını da güzelleştirir.

  34. Yemin etmek yabancı kişinin adetidir.

  35. Ateşi daima suyla korkuturlar; fakat suyu hiç ateşle korkutabililer mi?

  36. İbadetlerin netice vermesi için zevk gerek.

  37. Ticarette kamil değilsen, yalnız başına dükkan açma.

  38. Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez.

  39. İnci deniz dibinde, çer çöp sahile vurmuş.

 

 Hz.Mevlânâ’nın en büyük eseri, Türk- İslâm sanatının şaheserlerinin başında gelen Mesnevî’sidir. 25000’i aşkın beyitten oluşan bu eserde, İslâm düşüncesi çeşitli  hikâye ve darb-ı mesellerle anlatılmaktadır. Form gereği arûzun “fâilatün/ fâilatün/ fâilün” vezniyle ölçülmüş olan eserin beyitleri kendi aralarında kâfiyelidir. Mesnevî’nin ilk 18 beyti Hz.Mevlânâ’nın bizzat kendisi tarafından yazılmış, kalanı ise Çelebi Hüsâmeddin tarafından kaleme alınmıştır. 

Muhtelif zamanlarda söylediği gazelleri Dîvân-ı Kebîr yahut Dîvan-ı Şems-i Tebrîzî adlarıyla toplanmıştır. (Hz.Mevlânâ kendisini Şems-i Tebrîzî ile bir kabûl ettiğinden, şiirlerinde Şems-i Tebrîzî mahlasını kullanmıştır). Arûzun çeşitli kalıplarının kullanıldığı bu şiirlerde, muhtelif konular işlenir. 

Dörtlükleri de Rubâiyyât başlığı altında toplanmıştır. 

Fîhi-mâ-fîh, Hz.Mevlânâ’nın sohbetlerinin not edilmesinden meydana gelmiş Farsça mensûr eseridir. Bu eserde âyetler tefsîr edilmiş, hadîsler şerhedilmiş, böylece tasavvufî dünya ve ahiret görüşleri amel, ahlâk, ibâdet konuları hikâyelere bağlanarak anlatılmıştır.

Hz.Mevlânâ’nın bir diğer eseri de yedi vaazının veya öğüdünün not edilmesiyle meydana gelen Arapça-Farsça mensûr eseri Mecâlis-i Seb’a’ dır. Bu vaazların Şems-i Tebrîzî ile buluşmadan önce Konya câmilerinde oğlu Sultan Veled ve diğer kâtipler tarafından yazıldığı rivâyet olunur.

 Mektûbât da Hz.Mevlânâ’nın mensûr eserlerindendir. Başta Alâeddin Keykûbat olmak üzere Selçuklu Devleti’nin ileri gelenlerine, dostlarına herhangi bir konu ile ilgili olarak yazdığı 145 mektubun bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur.  

Hz.Mevlânâ’nın gerek mensûr ve gerekse de manzûm tüm eserlerinde; olağanüstü bir akıcılık gözlenir. Üslûbu süslü fakat anlaşılırdır. Âyetler, hadîsler hikâyelerle açıklanmış; konular zevkle takip edilir bir hâle getirilmiştir.

ladikli ahmed hüdai , ladikli ahmet hüdai , ladikli ahmet ağa , ladikli ahmed ağa , hızır , Allah aşığı , Hak aşığı , ladikli ahmet ağa yardımlaşma ve dayanışma derneği , ladikli ahmet ağa dayanışma ve yardımlaşma derneği ,  osman karabulut , erhan kaya , mevlana , ladik , ahmet , hüdai , konya , konyalı , Muhammed , Allah , mevlana ve atatürk , mesnevi , divanı kebir , ahmed ağa ve mevlana